1.3-DEMOKRATİK DEVLET Yazdır E-posta
1.3-DEMOKRATİK DEVLET

1.3-DEMOKRATİK DEVLET

a)Yeni Bir Anayasa

1982 Anayasası, bir uzlaşma anayasası değildir; seçeneksizlik yaratarak topluma dayatılmış, eskimiş değerleri ve yasakları temel alan bir anayasadır.

Türkiye’nin özgürlükçü, çoğulcu laik ve demokratik sosyal hukuk devleti anlayışını bütün kurum ve kurallarıyla oluşturulacak. Yeni bir anayasa gereksinim vardır. Bu aynı zamanda toplumsal denge ve barışın ön koşuludur.

Yeni anayasa, ara rejimlerin hukuksal kalıntılarını tasfiye edecek, toplumdaki özgürleşme ve demokratikleşme beklentilerini karşılayacak nitelikleri taşımalıdır. Bireyin hak ve özgürlüklerinin korunması ve geliştirilmesi; sivil toplumun güçlendirilmesi temel anlayışını içermelidir.

Yeni anayasa, siyasi rejimimizde yasama, yürütme ve yargı erkleri arasındaki iş bölümü ve dayanışmayı pekiştirecek; bu üç erkin yetki alanlarını açıklıkla belirlemelidir. TBMM’nin “yasama yetkisi”nin devredilmezliği ilkesi özenle korunmalıdır.

Yeni anayasa çerçeve nitelikte olmalı, özgürlükleri temel alarak özgürleşme sürecini sürekli kılmalı; özgürlüklerin sınırlanacağı ayrık durumları da bu anlayışla açıkça belirlemelidir. Başta düşünme ve düşünceyi açıklama, inanç, siyaset, iletişim ve örgütlenme özgürlükleri olmak üzere, tüm toplumsal ve sendikal hakları güvence altına almalıdır.                                                                                 

Hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı, savunma hakkı, sivil otoritenin mutlak üstünlüğü ilkeleri, yeni anayasada titizlikle gözetilmelidir. Bu anlayış çerçevesinde Milli Güvenlik Kurulu'’un anayasal bir kurum olma özelliğine ve sivil otorite üzerindeki demokrasi ile bağdaşmayan üstün konumuna son verilecek, bu kurumun işlevleri ve yapısı yeniden düzenlenmelidir.

Cumhuriyet Halk Partisi, yeni anayasanın, toplumsal katılımla, siyasal partiler ve tüm kurumlar arasında olabildiğince geniş bir uzlaşma sürecinde hazırlanmasını öngörmektedir.

b)Parlamento’nun Etkinliğe Kavuşturulması

Parlamento, çoğulcu demokrasi ile sivil toplumun temel kurumudur.

Demokrasilerde parlamentonun işlevi, yasama ve denetlemeyle sınırlandırılamaz. Parlamento, demokratik bir ülkenin siyasi nabzının attığı, ülke demokrasinin kendi ifade ettiği temel siyasi platformdur.

Bu nedenle, bugün Türkiye demokrasisinin temel sorunu, TBMM’ni yasama ve denetleme işlevi yanında, ulusal tartışma sürecini sürekli geliştiren bir siyasi organ haline getirmektedir.

Parlamenterler rejim parlamentonun üstünlüğü ve saygınlığının korunması ile güç kazanır. Kanun hükmünde kararname uygulaması parlamentonun yasama görevini etkin olarak yerine getirilmesinin engeli aline gelmemelidir.

CHP, TBMM’nin etkinliğinin artırılmasını, seçilmişlerin sadece görünürde değil, gerçekte de ülke yönetiminin temel unsuru olmasın hedef almaktadır. Meclis iç tüzüğü ve çalışma yöntemi bu anlayışla yeniden oluşturacaktır.

Meclis komisyonları genişletilerek, işlev ve yetkileri arttırılmalıdır. Meclisin yasama ve denetim faaliyetlerine sivil toplum kurumlarının daha etkin katkısı sağlanmalıdır. Yurttaşlarımız meclis çalışmalarını televizyon ekranlarından daha yaygın ve düzenli olarak izleyebilmelidir.

CHP, yurttaşlarımızın yerel sorunlarının, yerinden çözümlenmesini sağlayarak, parlamentoyu kişisel veya yerel özellikle sorunların çözüm merkezi olarak algılanmasının önüne geçecektir.

CHP, çıkaracağı “siyasi ahlak” yasası ile, milletvekillerinin yapamayacakları işleri belirleyerek, parlamentonun daha verimli çalışmaları olanağını geliştirecektir.

CHP, milletvekillerinin, “dokunulmazlık hakkının” sadece meclis içi çalışmalar ve siyasi hak ve faaliyetlerle sınırlanmasını öngörmektedir. Böylelikle bunun dışındaki oluşumlar nedeniyle TBMM’nin saygınlık erozyonuna uğramasının önüne geçilecektir.

c)Katılımcı Çoğulcu Devlet

Cumhuriyet Halk Partisi, yaşamı paylaşan ve geleceği ortaklaşa yaratan bir toplumu oluşturmak, devletin çağdaş bir hizmet aracına dönüşümünü sağlamak için katılımcı ve çoğulcu yapılanmayı esas alır.

Ülke kaynaklarının kullanılmasında, önceliklerin saptanmasında sadece yasamanın ve yürütmenin söz sahibi olması, kararların bu şekilde alınması yeterli bir yöntem değildir.

CHP iktidarında, özgür bireylerin ve özgürce kurulan sivil toplum örgütlerinin, kendilerini doğrudan ilgilendiren konular başta olmak üzere, her alanda kararlara katılım süreçlerinde yer almaları gözetilecektir.

Katılımcı ve çoğulcu bir işleyişin danışma aşamasından başlayarak kısa zamanda tüm kamusal kararların zorunlu bir parçası haline gelmesi kurumsallaştırılacaktır.

d)Hukukun Üstünlüğü, Yasa Önünde Eşitlik

Yasalar günümüzde düşünsel, toplumsal, ekonomik hatta siyasal gelişmelerin gerisinde ve dışında kalabilmekte, “tam eşitlik” ilkesini de yansıtmayabilmektedir. Bu nedenle, biçimsel anlamda yasallık, yasalar bağlılık, hukukun üstünlüğünü ifade de yeterli olmayabilmektedir.

Hukuk devleti, sosyal devlet anlayışı ile bağdaşır ve bütünleşir olmalıdır. Sosyal devlet olmaksızın hukuk devleti, hukuk devleti olmaksızın sosyal devlet düşünülemez.

Yasa önünde eşitlik kavramı, demokrasilerin, ekonomik güven hakkını da içeren vazgeçilmez bir kuraldır. Kişilerin devlet tarafından eşit olarak korunması temel esastır, demokrasi, çoğunluktakiler kadar azınlıktaki düşüncelerin ve inançların da korunmasını öngörür. Devlet, kişinin temel hak ve özgürlüklerini, bireyin refahını ve sosyal adaleti korumalı; hukuk devleti ile bağdaşmayan siyasal, ekonomik ve toplumsal bütün engeller kaldırılmalı; bunun için gerekli koşullar sağlanmalıdır.

CHP iktidarı “hukukun üstünlüğü” ilkesini yaşama geçirerek, insanların asırlar boyunca oluşmuş kazanımlarını, toplumsal yaşamı düzenleyen kuralların temel yönlendiricisi yapacaktır.

CHP yönetiminde; bireyin özgün, özgür, saygın bir varlık olarak kendisi geliştirme hakkı, hukuk sisteminin ana dayanağı olacaktır.

Özgürlüklerin ve hakların önündeki yasal ve doğal engeller süratle kaldırılacak, bunları güvence altına almayı sağlayacak çağdaş denetim yolları özenle benimsenecektir.

Hukukun üstünlüğü ilkesi; bireylerin birbirleriyle ve kamuyla olan ilişkilerinde olduğu kadar, kamunun kendi içindeki işleyişinde de egemen olacak; bu ilkenin üstünlüğünün uluslar arası ilişkilerde de geçerliliğini korumasına özen gösterilecektir.

e)Hukuk ve Adalet Reformu

Cumhuriyetin ilk yıllarında, CHP’nin öncülüğünde yapılan “hukuk devrimi”, toplumun çağdaşlaşması bakımından gerekli ivmeyi kazandırmış ve toplumumuzun çağdaş uygarlık düzeyine yaklaşmasını sağlamıştı. Aradan geçen yetmiş yılı aşkın süre içinde de zaman zaman çağın gereklerine uygun hukuk düzenlemeleri yapılmıştır. Ancak bunun, toplumun ve çağın hızlı ekonomik, toplumsal, siyasal ve teknolojik değişim ve gelişimini hızlandırıcı nitelikte olduğu; yeterince ilerici ve yenilikçi olduğu söylenemez. Hukuk, gelişme gereksinimlerinin önünde gitmelidir. Gelişmeyi güçleştirici ve yavaşlatıcı değil, ön açıcı ve yol gösterici olmalıdır. Bunu sağlamak için güçlü bir adalet ve hukuk reformu gereklidir. CHP iktidarında, çağdaş demokratik gelişmelerin gerisinde kalmış (antidemokratik) hükümler ve yasalar saptanacak ve değiştirilecektir.

Hukuk Reformu

Demokrasinin öğesi özgür insandır.  İnsanın özgürleştirilmesi, ulusal ve evrensel boyutlarıyla tüm insanlığın sorunudur. Evrensel ve uluslar arası insan hakları antlaşmaları haline dönüşmüştür. Paris Şartı bu doğrultudaki son aşamadır. Türkiye’nin iç hukukun da bu evrenselleşmeye ve kürselleşmeye açık, uygun hale getirilmesi gerekmektedir.

Adalet Reformu

Adalet devletin temelidir. Toplumsal yaşam olağanüstü dinamizm ve değişim göstermektedir. Adalet mekanizmasının bu değişim karşısında durağan kaldığı, teknolojik yapılanma ve diğer açılardan yetersizleştiği açıktır.

Hem paralı, hem de geciken adalet en pahalı adalettir. Ülkemizde varolan koşullar adalete güvensizliği artırmaktadır. CHP yönetiminde, halkımızın adaletten şikayetçi olmasını önleyecek her türlü girişim ve yatırım gerçekleştirilecek, sorunlar aşılacaktır.

Anayasada yer alan hak arama özgürlüğünü soyut bir söz olmaktan çıkarmak, toplumun doğal işleyişine katmak gerekir. Hak arama ve adalet dağıtma devletin en temel, vazgeçilmez ödevidir. Devletin bu noktada yara alması toplumu giderilmesi olanaksız bunalımlara iter.

Mevcut infaz sistemi cezanın evrensel amacı olan ıslahtan uzaktır; hükümlüyü topluma kazandırma işlevini yeterince yerine getirmemektedir. CHP, cezaevlerini, suçluyu infaz sonrasında topluma kazandırma amacı ile, üretime ve eğitime yönelik bir uygulamaya, açık çağdaş kurumlara dönüştürecektir.

Suçlu çocukların cezalarının infaz sistemi yeniden düzenlenecek, ıslahevleri, suç özendirme yerine, iş ve meslek becerilerini geliştiren, suçlu çocukları topluma kazandıran yapıya kavuşturulacaktır.

Bağımsız Yargı-Güvenceli Yargıç

Yargının bağımsızlığı ve yargıç güvencesi, CHP’nin öncelikli hedefidir. CHP, hakkın saptanması ve dağıtılması sürecinde hiçbir baskı, etki ve zorlama yapılmasını kabul etmez. Yargıç ve savcıların atanması, yükselmesi, ve yer değiştirmesinde her türlü baskı ve etkiden uzak tutulmaları için en elverişli yöntem yargıcın bağımsızlığı ve “özerk biçimde yönetilenlerin, yönetenleri seçmesi”dir. Bu nedenle CHP, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nu özerkliğe kavuşturacaktır.

Tüm adalet personelinin iyi eğitilmiş ve nitelikli olması ve her türlü baskıya ve ekonomik sıkıntıya karşı korunmaya alınması sağlanacaktır.

Savunma Hakkı

Adalet, “sav-savunma-hüküm” üçlüsünden oluşur. Bu üçlünün dengesi ve denkliği yargının iyi işleyişini sağlar. Özgür savunma, bağımsız savunmadır. Bu bağımsızlığı avukata sağlayan bağımsız meslek örgütlenmesidir. 

 “Ceza hukuku suçlular, ceza yargılama hukuku masumlar içindir” özdeyişi ceza hukukunun temel ilkelerinden biridir. Suç işlememiş bir insan içinde kovuşturma açılabilir. Bu nedenle, suçluluğu kanıtlanmadıkça kimseye “suçlu” denemez. “Savunma hakkı”, sanığın, kovuşturmanın her aşamasında, bir avukatın yardımını da içermek üzere her türlü savunma aracı ve yönetiminden yararlanmasını kapsamaktadır.

İşkence insanlık suçudur. Savunma hakkına yöneltilen bu hukuk ve insanlık dışı baskı yönetimi çağdaş düzenlemelerle önlenecektir. “Savunma suçlama ile birlikte başlar” anlayışı ile hazırlık soruşturmasından başlayarak yargıda açıklık ilkesi sağlanacaktır.

Gözaltına alınan ve tutuklanan kişi, savunma ve en kısa zamanda yargıç önüne çıkartılmayı istemek hakkına sahiptir. Savunma dayanağından yoksun olanlara “hak arama”yı ve “savunma hakkı”nı sağlamak devletin yükümlülüğüdür.

 “İdari kolluk-adli kolluk” ayırımı da bu yöndeki yakınmaları azaltacak bir önlem olarak uygulamaya geçirilecektir.

CHP, savunma hakkının güvencesi olan meslek örgütlerinin (baroların) yürütme erkinin vesayetinden kurtulmasını ve savunma kurumunun Anayasa’da yargı erki içinde yer almasını, Türkiye Barolar Birliği’ne, Anayasa Mahkemesi’nde dava açma hakkının tanınmasını amaçlayacaktır.

Olağanüstü Mahkemeler

Demokratik hukuk devletinde temel, “doğal yargıç” ilkesidir. Devlet Güvenlik Mahkemeleri, bugünkü düzenlenişi ve yargıç ile savcıların belirleniş şekli ile uzmanlık mahkemesi niteliğini kaybetmişlerdir. Daha çok olağanüstü mahkeme olarak işlemektedirler. Bu nedenle toplumun adalet duygusunu inciten bu mahkemeler kaldırılacaktır.

Çocuk Mahkemeleri

Kuruluşu göstermelik, sayıları yetersiz olan çocuk mahkemeleri, kuruluş amacına uygun olarak yeniden örgütlenecek; çocukların suç işleme ortamlarından koruma ve kurtulmaları sağlanacaktır.

f)Ekonomi Hukukunun Çağdaşlaştırılması

Özel ve tüzel kişilerin, finans kurumlarının, kendi aralarında veya devlete ekonomik ilişkilerinde geçerli olan hukuk yapısı eskimiştir, yetersizdir, eksiktir.

Ekonomide, piyasalarda yaşanmakta olan hızlı değişim, her geçen gün geliştirilmekte olan yeni politikalar ve yatırım araçları, ekonominin hukukunda da değişim, yenileşme ve çağdaşlaşmayı zorunlu kılmaktadır.

Globalleşme, uluslararasılaşma, dış dünya ile giderek artmakta olan ekonomik ilişkiler ve nihayet Avrupa Birliği ile bütünleşme sürecindeki Gümrük Birliği dahil muhtemel gelişmeler ekonominin hukukunda dış dünya ile uyumlaşmasını zorunlu kılmaktadır.

CHP, ekonominin yeni hukuk mevzuatını geliştirirken, bürokrasinin (kırtasiyeciliğin) azaltılmasını, ilişkilerde eşitliği ve adaleti sağlamayı hedef alacak; vatandaşların dürüstlüğünü ve güvenilirliğini temel çıkış noktası olarak kabul edecektir.

CHP, öncelikle piyasalarda rekabet koşullarının oluşumunu engelleyen yoğunlaşma, kartelmonopol-oligopol türünden yapılanmaları denetim altına alacak; tekelleşmeyi önleyecek antitröst yasasını uygulamaya geçirecektir.

CHP, tüketici haklarını koruyacak mevzuata işlerlik kazandıracak; mağdur edilen tüketicinin haklarını tazmin edilmesini sağlayacak; toptan ve perakende ticari yapıya kavuşturacak yasal düzenlemeleri yapacaktır.

CHP, vergi kaçağını özendirip, vergi ödeyeni bir anlamda dolaylı olarak cezalandıran vergi mevzuatını, adil,şeffaf ve etkin bir yapıya kavuşturacak; vergi kaçaklarını kamuoyuna duyuran, ağır cezalandıran bir hukuk düzeni oluşturacaktır.

CHP, bankacılık, sermaye piyasası, kredi ve teşvik işlemleri alanlarında eşitlik ve açıklık ilkeleri ile bağdaşmayan, bireyi mağdur eden, kamu yararını gözetmeyen uygulamaları önleyici mevzuat düzenini kuracaktır.

CHP, fikir mülkiyeti, patent hakkı ve lisans-marka tescili konularındaki haksızlıkları, eksiklikleri kapatacak gerekli yasal düzenlemeleri derhal yapacaktır.

CHP, özelleştirme uygulamalarına geçmeden önce TBMM kararını temel alacak; karar sürecinin tüm aşamalarında kamu yararına ve şeffaflığı yaşama geçirecek hukuk zeminini oluşturacaktır.

CHP, bu ve ekonominin diğer alanlarında gerçekleştireceği yasa düzenlemeleri ile ekonominin hukukunu, bireyi ezmeyen, kamu yararını gözeten, adalet, eşitlik ve şeffaflığı ön plana alan, taraflara haksız çıkar sağlamayan, suçu caydıran, suçluyu cezalandıran çağdaş ve dinamik bir yapıya kavuşacaktır.

 
Anasayfa arrow Parti arrow 1.3-DEMOKRATİK DEVLET