2.2.SANAYİLEŞME POLİTİKALARI Yazdır E-posta
2.2.SANAYİLEŞME POLİTİKALARI

2.2.SANAYİLEŞME POLİTİKALARI

a)    Sanayileşme

Türkiye, son on yılı, büyük ölçüde, daha önce yaratılmış üretim yapılarının sağladığı olanaklarla aşmıştır. Önümüzdeki yıllarda ekonominin rotasını tekrardan teknoloji ile yapılanma ve sanayileşme aksına çevirmek zorundadır.

Dünyanın gelişmiş ülkeleri 3. Sanayi Devrimini (Teknoloji Devrimini) aşma noktasındadır. Türkiye bu süreci yakalayabilmek için her şeyden önce ekonomisine yapısal bir değişim ve dönüşümü gerçekleştirmek zorundadır. Bu da sanayileşme çabalarında uzun dönemli bir yaklaşım ve perspektifi gerekli kılmaktadır.

Bu yaklaşım çerçevesinde, Türkiye gelecek yıllarda dünyadaki mal ve hizmet talebinin hangi alanlarda yoğunlaşacağını, üstünlüklerin hangi sektörlerde olacağını doğru biçimde kestirmek ve söz konusu sektörlere yönelmek zorundadır. Böylece, toplumun bütünü, geleceğin dünyası ile ve dinamikleri ile ilişkilendirilerek harekete geçirilmiş olacaktır.

Ülkemizi 2000’li yıllara ancak, demokratikleşme eşliğinde, rekabetçi üretim yapısı ve teknolojik sıçrama ile yapılandırılmış dengeli, kendi kendini sürdürür ve geliştirir nitelikte ileri sanayileşme süreci taşıyabilir. İleri sanayileşme, güçlü Türkiye’yi oluşturma iddiamızın da temel dayanağıdır.

Katma değeri ve rekabet gücü daha yüksek sektörlerin öncülüğünde, bilime ve ileri teknolojiye dayalı bir sanayileşme, hızlı kalkınmamızın ve toplumsal gelişmememizin itici gücü ve sürükleyici unsuru olabilir, demokrasimizin derinleşmesine katkıda bulunabilir.

Bu nedenle, ekonomimize dinamizm ve rekabet gücü kazandırarak, sanayileşmiş ülkelerle arayı kapatmada kilit rolü oynayacak, bilişim, (bilgisayar, mikroelektronik, telekominikasyon teknolojileri) ileri teknoloji malzemeleri, biyoteknoloji, nükleer ve uzay teknolojileri gibi öncü alt sanayi sektörlerinin belirlenerek, hızla geliştirilmeleri gerekmektedir.

Böyle bir anlayışla, makro ekonomik dengeler açısından en uygun bir zaman kesintisinde, Türkiye’nin, tüm kalkınma potansiyeli ciddi bir yatırım hamlesi ile, bu doğrultuda süratle harekete geçirilmelidir.

Küçük ve orta ölçekli sanayi girişimlerinin, teknolojideki gelişmeler paralelinde yeniden yapılandırılmaları zorunludur. Esnek üretim yöntemlerini uygulama ve hızla karar alma yeteneğine sahip olan işletmelerin potansiyeli, Türkiye’nin geleceği açısından mutlaka kullanılması gereken bir şans olarak görülmelidir. Küçük ve orta ölçekli sanayi işletmeleri ve girişimleri, bu anlayışla özendirilmeli ve desteklenmelidir.

Ancak, böylesine kararlı bir sanayileşme politikası ekonominin diğer kesimlerinin dışlanmasına neden olmamalıdır. Sanayileşme, özellikle, ekolojik dengenin sağlanmasının, doğa ve çevresinin korunmasının engeli olmamalıdır.

Cumhuriyet Halk Partisi, bu anlayışla oluşturacağı “bilim, teknoloji ve sanayileşme” stratejisini açıklık ve kararlılık içinde uygulamaya koyacaktır.

Bu stratejisi ile, tüm dinamikler ve gelişmeler gereğince değerlendirilecek ulusal kaynak ve birikimlerin sanayileşme sürecimize en yüksek düzeyde katkıda bulunmaları sağlanacaktır.

b)    Sanayileşme Bilinci ve Yeni Sanayi Kuşağı

Ülkemizin, rekabet gücü yetersiz, öncelikleri belirsiz, mevcut hantal sanayi profilinin değiştirilmesi gerekmektedir. Piyasa rantlarını ön plana alan, verimsiz sanayi işletmeciliği anlayışı hızla terkedilmelidir.

Sanayide kaynak tahsisi ve uzmanlaşma süreçleri ile ilgili kararlarda esneklik hakim olmalıdır. Dünyadaki değişimler, teknolojik gelişmelerin, piyasalardaki ve tüketim kalıplarındaki farklılaşmaların, ekonomik kararlara hızla yansıtılabilmesi sağlanmalıdır.

 “Sıfır İşletme Stoku” uygulaması ile verimliliği, “Sistemsel Yaklaşım” ile üretkenliği, “Kalite Çemberleri” ile hatasız üretimi hedef alan, “insangücü kaynağını” değerlendiren sanayi işletmeleri düzenine hızla geçilmelidir.

Sanayinin coğrafyası tarım, turizm ve kent alanları da dikkate alınarak, Türkiye’nin gelişmesine öncülük edecek “Çekim Merkezleri” olarak yeniden yapılanmalıdır. Bu planlama ile, geleceğin kritik sektörlerini içerecek “Büyük Mekan Projeleri” yeni bir anlayışla kucaklanmalıdır.

Böylelikle oluşturulacak yeni sanayi aksları ve bölgeleri ile, sanayinin yurt düzeyinde daha dengeli ve rasyonel dağılması sağlanırken, sanayileşme sürecine de yeni bir ivme kazandırılmalıdır.

CHP, sanayide yeniden yapılanmayı sağlayacak bu büyük değişimi gerçekleştirmeyi hedef almaktadır. CHP, bu amaçla, sanayileşme bilincinin yaygınlaştırılmasını, değişim dinamiklerini yakalayabilecek “yeni sanayici kuşağı”nın gelişmesini temel almaktadır.

c)     Teknolojik Gelişme-Bilgi Toplumuna Geçiş

Ekonomik büyümenin, ileri sanayileşmenin rekabet gücünde artışın itici gücü teknik ilerleme ve teknolojik gelişmedir. Teknoloji ve bilim birbirlerine bağımlıdır, birbirini geliştirir ve derinleşir.

2000’li yıllar, beyin gücünün, tasarım yeteneğinin ve bilimin olağanüstü önem kazanacağı, bilgi yönelimli bir üretim dönemi olacaktır. Bu dönemin bilgi toplumunda, birey daha özgür, bilgili, verimli ve üretken olacaktır. Daha kaliteli bir yaşamı, daha kapsamlı bir refah düzeyini paylaşabilecektir.

Kendi iç dinamikleri ile gelişen bir bilimsel ve teknolojik yapıya sahip sanayileşmiş ülkeler arasında rekabet anlayışı günümüzde teknolojik içerik kazanmıştır.

Rekabet gücünü belirleyen faktörler artık hammadde bolluğu veya ucuz işçilik değil; nitelikli işgücü, araştırma-geliştirme (ARGE) altyapısı ve modern bir haberleşme ağından oluşan “ileri üretim faktörleri” ile; belirli alanlarda yoğunlaşmış bilgi ve deneyim birikiminden oluşan “özellikli üretim faktörleri”dir.

Yarının egemen ülkeleri, bu amaçla, altyapılarını bilgi teknolojileri üzerine kurma yarışındadır. Türkiye’de, geç kalmakta olduğu yarışta yerini almak, bilgi devrimini yakalamak, bilgi topluluğundan geçişin alt yapısını hızla oluşturmak zorundadır. Türkiye, hızla, bilim üretim merkezlerinden biri haline gelmek; teknolojiyi edinme, öğrenme, özümseme, bir üst düzeyde yeniden üretme becerisini geliştirilmelidir.

CHP, Türkiye’yi böyle bir ileri çağdaş toplum yapısına taşımayı, onun için gerekli teknolojik yapılanmayı hedeflemektedir. Bu amaçla, teknolojinin araştırma ve geliştirilmesine gerekli önceliği verecek; yeterince kaynak tahsis edecek; uygulamalı bilim dallarının sanayinin ve teknolojinin ihtiyaçlarına cevap verecek düzeye ulaşmalarını sağlayacaktır.

CHP, teknolojik gelişmelerin izlenmesi ve teknoloji üretiminin hızlandırılması amacıyla oluşturacağı yeni bir “Bilim ve Teknoloji Stratejisi” çerçevesinde gerekli kurumlaşmaları gerçekleştirecektir.

Bilgiye kolay erişebilmek, bilginin yayılması, kısaca bilgilenme, özgürlüğün temel unsurlarındandır. Bilgi, toplumun atardamarı, ileri enformasyon ve telekominikasyon teknolojileri ile desteklenmiş iletişim ağı ise, temel alt yapısıdır.

CHP, bu nedenle, ulusal bir bilişim-iletişim ağının kurulması, veri tabanlarının oluşturulması ve bilgi dolaşımının özgürleştirilmesi konularında kararlı olacaktır.

CHP, özellikle, bilgisayar kontrollü tasarım, sistem mühendisliği ve otomasyon teknolojilerinin geliştirilerek ekonomik ve toplumsal üretkenliğin arttırılmasını amaçlamaktadır.

Teknolojik bilginin kolayca elde edilebilmesi için “Bilgi Merkezleri”, kalitenin geliştirilmesine katkı için ise standardizasyon ve “Kalite Geliştirme Merkezleri”nin kurulmasını hedef alacaktır.

CHP, sanayiye teknolojik destek için, üniversite-sanayi-kamu kesimi işbirliği ile “Teknoparklar” ve “Deneysel Araştırma Enstitüleri” oluşturulmasını sağlayacaktır.

d)    Sanayide Teşvik ve Yeniden Yapılanma

Cumhuriyet Halk Partisi, sağlıklı ve dengeli sanayileşebilmek, ileri teknolojide yeniden yapılanabilmek; dışa açık, rekabet gücü yüksek bir üretim yapısı oluşturabilmek; giderek bilgi ve eşitlikçi refah toplumuna ulaşabilmek için, uygulamadaki çarpık kaynak transferi ve sanayi teşvik politikalarının değiştirilmesi gerektiğine inanmaktadır.

Sanayi teşvik politikalarının amacı, teknolojik yapılanmaya, ulusal üretim ve katma-değere, istihdama, geri kalmış yörelerin geliştirilmesine, mülkiyetin yaygınlaştırılmasına katkı gibi farklı amaçların gerçekleştirilmesi için etkin ve selektif (seçmeci) bir anlayışla uygulamaya konulmalıdır. Teşvik sistemi ile rantiye kesimler değil, reel sektörler, gerçek üreticiler ve sanayiciler desteklenmelidir.

CHP, insanlarımızın geliştirilmesi, rekabet gücümüzün arttırılabilmesi için, öncelikli sektörlerde bilim ve teknoloji çalışmalarını cömertçe destekleyecektir.

Emeğin iş yerinde eğitilmesini, verimliliğin arttırılmasını, fabrika ve meslek içi eğitimin yaygınlaştırılmasını özendirici teşvikleri uygulamaya koyacaktır.

Küçük ve orta boy işletmelerin genel teşvik sistemi içindeki payının arttırılmasına, bunların hızla uygun teknolojilere yönelmelerinin özendirilmelerine önem verecektir.

Maddi birikimi yetersiz ancak özel teknoloji, know-how, bilgi veya deneyim birikimi olan girişimciler “Risk Sermayesi” uygulaması ile daha geniş ölçekte özendirilecektir.

e)Bölgesel Gelişme

Ülkemizin belirli bölgeleri, özellikle, Doğu Güneydoğu ve İç Anadolu ile Karadeniz Bölgesi’nin belirli yöreleri, orman alanlarındaki yerleşim bölgeleri, bugüne kadar kalkınmadan, sanayileşmeden, refahtan payını yeterince alamamıştır. Sosyo-ekonomik gelişmedeki bu dengesizlik ve eşitliğin hızla giderilmesi gerekmektedir.

Ancak böylelikle, ülkemizin demokrasiye yeni boyutlar kazandırabilir; toplumsal barış korunabilir; her bölgedeki insanımızın refahı ve esenliği, fırsat eşitliğinden hakça yararlanabilmesi, gelişmenin bütünlüğü içinde sağlanabilir.

CHP, ülkemizin kalkınma ve sanayileşmede geri kalmış bu yörelerinin kaderini değiştirmeye kararlıdır. Yörenin yerel, beşeri ve doğal birikim ve kaynakları hazırlayacak Bölgesel Kalkınma Planları çerçevesinde değerlendirilecek, sosyal ve ekonomik üretkenliğe dönüştürülecektir.

Cumhuriyet Halk Partisi, geri kalmış yörelerle gelişmiş bölgeler arasındaki ekonomik ve toplumsal ilişkileri artıracak, bu bölgelerle yörelerin bütünleşmesini hızlandırılacaktır.

f) Üretken İstihdam-İşsizliğin Aşılması

Çalışma hakkı, yaşamsal önemde olan temel insan haklarındandır. İşsizlik ise, çalışmak istedikleri halde bu olanağı bulamayan bireylerin elinden bu anayasal hakkın alınmasıdır.

Son on yılın sanayileşmeyi, üretkenliği ve emeğe duyarlılığı dışlayan politikaları ile çok yüksek düzeylere tırmanan işsizliğin, bireyler ve toplum üzerindeki olumsuz ve yıkıcı etkileri tartışmasızdır.

Toplumsal barışın sağlanması, toplum refahının artması, çalışanların bütüncül bir sosyal güvenceye kavuşması, ancak işsizlik sorununun çözümüyle mümkündür.

Türkiye koşullarındaki istihdam sorunu, yalnızca açık işsizlikten ibaret değildir. Çalışan nüfusun yarısına yakın bölümünün tarımda bulunduğu, işsizlik sigortasının olmadığı ve geleneksel dayanışma ile değer yargılarının hüküm sürdüğü bir ekonomide, işsizlik sorununun istatistiklere yeterince yansımaması çok doğaldır.

Bu itibarla Türkiye’de istihdam sorunu, açık işsizlik yanında, düşük verimlilikte ve yetersiz ücret düzeylerinde çalışma biçimleriyle de ortaya çıkmakta, gelir dağılımındaki adaletsizliğin daha da arttıran sonuç yaratmaktadır.

Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında, devlet ülkede, “tam istihdam”ın sağlanmasına yönelik önlemleri doğrudan alacak, özel sektörü de bu doğrultuda kararlılıkla teşvik edecektir.

CHP, ülkemizin özellikle Doğu ve Güneydoğu Bölgesi’nde olağanüstü yüksek düzeye ulaşan ve bölgede toplumsal barış önünde en ciddi engeli oluşturan işsizliğin tahribatını kısa vadede asgariye indirebilmek amacıyla, kırsal altyapıda üretime yönelik kapsamlı bir “Süreli İstihdam Projesi” uygulamasına geçecektir.

Ancak, Türkiye’de işsizliğin aşılmasında en önemli konu üretken istihdam düzeyinin artırılmasıdır. Zira, dış pazarda giderek daha önem kazanmakta olan dinamik rekabet sürecinde ayakta kalabilmenin, başarılı olabilmenin koşulların başında, emek verimliliğinin artırılması, üretken istihdamın yaygınlaştırılması yer almaktadır.

Sanayileşme ile teknolojik olanakların hizmet sektörüne aktarılması, üretken istihdamın boyutlarını geliştirebilecek temel süreçlerdir. Emeğin kullanımına sunulan donanımının teknolojik düzeyi geliştikçe emeğin üretkenliği artar.

CHP, emek üretkenliğini artırıcı önlemleri destekleyecek; kamu kesiminde yapay istihdam ve şişirilmiş kadro uygulamalarına son verecektir. İşsizliğin ancak üretken sektörlerde daha fazla yatırım, sanayileşme ve gelişme ile aşılabileceği görüşünde olan CHP, bu doğrultudaki politikalara öncelik verecektir. Böylelikle işsizlik sorunu üretken istihdam artırılarak aşılacaktır.

CHP, yaygınlık ve etkinlik kazandıracağı “yeniden beceri kazandırma” ve “işbaşı eğitimi” faaliyetleri ile, teknolojik değişim nedeniyle işlerini kaybedenleri yeni iş alanlarına hazırlayacaktır.

Başta kalkınmada öncelikli yöreler olmak üzere tüm ülkede istihdam özendirici selektif (seçici) teşvik politikaları uygulayacak; bu doğrultuda vergi politikalarında özendirici önlemler alacaktır.

Geleceğin endüstrilerinde iddialı konuma geçme, üretken istihdam artırma hedefleri ile bağlantılı olarak, “insan gücü planlaması”nı, hayata geçireceği “Eğitim Reformu”nun temel taşlarından biri olarak ele alacaktır.

CHP, verimliliğin yükseltilmesi, gizli işsizliğin azaltılması, gelir düzeyinin artırılması amacıyla, tarım kesiminde de yapısal bir değişimi uygulamaya koyacaktır.

 
Anasayfa arrow Parti arrow 2.2.SANAYİLEŞME POLİTİKALARI